Journal

Roots & Heritage

Her şeyin hızla tüketildiği… Anlık hazların, yüzeysel arzuların ve “kullan-at” kültürünün ele geçirdiği bir çağ… İnsanların durmaya, nefes almaya ve ne ürettiklerini düşünmeye vakitlerinin olmadığı o büyük telaş…

Orlea, bir masa etrafında toplanıp “Markamıza nasıl havalı bir hikâye buluruz?” sorusuyla doğmadı. 

Tığ işiyle, iplerle ve ilmeklerle tanışmadan çok uzun yıllar önce, kendi içsel arayışım ve dünyayı anlama çabam beni okyanusun ötesine, Haudenosaunee (Iroquois) Konfederasyonu’nun kadim tarihine götürdü. Kuzey Amerika’nın kadim ormanlarında bin yılı aşkın süredir varlığını sürdüren, kendilerini “Uzun Ev İnşa Eden Halk” olarak tanımlayan bu topluluk, farklı ulusların barış ve ortak hukuk temelinde tek bir siyasi ve ruhsal çatı altında birleşmesini sembolize eder. İnşa ettikleri adalet anlayışı, barışçıl felsefeleri ve kadını hayatın merkezine koyan o tavizsiz yapıları içimde derin bir yankı buldu.

Yıllar sonra İzmir’deki evimizde, annemle birlikte kendi kendimize var olmaya, hayatta kalmaya ve kimseye boyun eğmeden kadın emeğiyle bir şeyler inşa etmeye çalışırken, o öğreti hep aklımdaydı. Kadınların emeğini hiçe sayan, ruhsuz ve devasa markalardan biri olmamak için kendi değerlerimizi en öne koymaya karar verdiğimizde, içgüdüsel olarak şu soruyu sorduk:

“Madem kadın emeğiyle var olma mücadelesi veriyoruz ve hakkımızı arıyoruz, neden yıllardır içimde taşıdığım o güçlü kadınlara ve bu adil felsefeye atıfta bulunmayalım ki?”

İsmimiz, işte bu organik bağdan filizlendi.

Tüm bu değerleri kucaklarken, Haudenosaunee halkının müzede sergilenen bir mitoloji değil; bugün Kuzey Amerika’da varlıklarını, dillerini ve egemenlik haklarını büyük bir dirençle korumaya devam eden, onurlu ve yaşayan bir halk olduğunun derinden farkındayız. Biz onların topraklarında doğmadık. Kutsal inançlarını ticari bir meta hâline getirmeyi reddediyor; aksine, kendimizi bu evrenselleşmiş doğa ve emek bilgeliğinin saygılı birer öğrencisi olarak konumlandırıyoruz.

Yedi Nesil Prensibi ve Geleceği Kurgulayan Kadim Kural

Haudenosaunee felsefesinin günümüz dünyasına sunduğu en sarsıcı katkılardan biri… Ekolojik ve toplumsal sorumluluğu merkeze alan o muazzam öğreti: “Yedi Nesil Prensibi”. Bu kadim kural, alınan her kararın, atılan her adımın ve kullanılan her kaynağın henüz doğmamış, yedi nesil sonrasını düşünerek hesaplanmasını söyler. Sadece bugünü kurtarmayı ve anlık kârı hedefleyen modern endüstrinin aksine bu yaklaşım, sürdürülebilirlik kavramının en saf, en gerçekçi hâlidir.

Bizim atölyemizde bu derin ilham, hızlı modanın “kullan-at” kültürüne karşı sessiz ama kararlı bir isyana dönüşüyor. Eğer atılan bir adım yedi nesil sonrasını düşünmek zorundaysa, bugün ürettiğimiz bir kıyafet de birkaç ay içinde deforme olup devasa tekstil çöplüklerine karışmayı reddetmelidir. Dünyayı sömürülecek bir kaynak değil, geleceğe devredilecek emanet bir miras olarak gören bu prensip; kullanıldıkça bedene uyumlanan, tenin hafızasını kaydederek formunu on yıllarca koruyan ağırbaşlı anılar örme gayemizin de temel anayasasını oluşturur.

Kadim Kadın Otoritesi ve Klan Anaları

Haudenosaunee toplumunun omurgasını, kökenini “Gök Kadın” (Sky Woman) anlatısından alan güçlü bir anaerkil (matriliniyal) yapı oluşturur. Avrupa merkezli patriyarkal modellerin aksine, bu toplumda mülkiyetin, toprağın ve toplumsal düzenin koruyucuları kadınlardı. Siyasi ve sosyal hiyerarşinin en üstünde yer alan “Klan Anaları” (Clan Mothers), toplumu yönetecek şefleri seçer, onları denetler ve “yaşamı verenler” olarak savaşa veya barışa son noktayı onlar koyardı. Bugün anne-kız ilmek ilmek kurduğumuz bu üretim ağı, kadınların kendi ayakları üzerinde durduğu bu anaerkil üretim geleneğinin izinden yürüdüğümüz, o Klan Analarının bağımsızlık ruhuna ve emeğe sahip çıkan duruşlarına duyduğumuz hayranlığın bir sonucudur.

Büyük Barış Kanunu, "İyi Akıl" ve Telaşsız Zanaatın Ritmi

Bu halkın dünyaya bıraktığı en büyük miraslardan biri, adaleti ve rasyonel düşünceyi merkeze alan Büyük Barış Kanunu’dur (Gayanashagowa). Bu kanunun kalbinde “İyi Akıl” (Kanikonri:io) felsefesi yatar. Onların inancına göre barış, sadece savaşın yokluğu değil; bireyin zihnini barış, minnettarlık ve sevgi dolu düşüncelerle disipline etmesidir.

Biz bu hakkaniyetli yaklaşımı, sömürüden uzak ve adil üretim modelimizin temeline koyuyoruz. Kendi üretim sürecimize uyarladığımızda bu felsefe, zanaatkârın zihnindeki dinginliğin ve sükûnetin doğrudan ortaya çıkan esere aktarılması anlamına geliyor. Fabrikaların ruhsuz gürültüsünden uzakta, İzmir’deki evimizde bir tığın iplikle buluştuğunda çıkardığı o telaşsız ritmin içinde bu yavaşlığı benimsiyor ve sadece barışçıl, sabırlı bir zihinle örülen nesnelerin gerçek bir ruha sahip olabileceğine inanıyoruz.

Yaşamsal Enerji ve Emeğin Ruhu (Orenda)

Onların “Orenda” adını verdikleri felsefeye göre, tüm canlı varlıklarda bulunan potansiyel bir ruhsal güç vardır. Üretim sürecindeki ustanın zihin durumunun, sabrının ve enerjisinin ürüne doğrudan yansıdığına; yavaş ve odaklanmış bir zanaatın, nesneleri aynılaşmaktan kurtardığına inanıyoruz.

Orlea olarak, kendi var olma savaşımızda çok sevdiğimiz bu evrensel bilgeliği bir ilham, emeğimizi şekillendiren bir pusula olarak kabul ediyor; geçmişteki miraslarına en derin saygılarımızı sunarken, bugünün kararlarının yarının en zarif yadigârlarına dönüşmesi için ellerimizden çıkan her bir parçayı geleceğin kişisel dolaplarında saklanacak ömürlük birer eser gibi yarına hazırlıyoruz.. 

İleri Okuma:

  • Wagner, Sally Roesch. Sisters in Spirit: Haudenosaunee (Iroquois) Influence on Early American Feminists. Native Voices.
  • Haudenosaunee Confederacy Official Website. “Clan Mothers” & “Great Law of Peace”.
  • Lyons, Oren. Basic Call to Consciousness. Book Publishing Company.
  • Clarkson, L., et al. (1992). Our Responsibility to the Seventh Generation. International Institute for Sustainable Development (IISD).

Join the conversation

Bestseller
SHOPPING BAG 0
RECENTLY VIEWED 0